Ercan Güven'den Arda Turan ve Volkan Demirel için flaş sözler!
Arda Turan'ın şarkıcı Berkay Şahin'le yaşadığı kavga ve Volkan Demirel'in Fenerbahçe'de kadro dışı kalmasını kaleme alan Milliyet Gazetesi köşe yazarı Ercan Güven, dikkat çeken ifadeler kullandı.
Abone olMilliyet Gazetesi köşe yazarı Ercan Güven, son günlerin en çok konuşulan Arda Turan - Berkay olayı ve Fenerbahçe'de kadro dışı kalan kaptan Volkan Demirel'i köşesine taşıdı.
İşte Ercan Güven'in o yazısı:
Madem özür dilemek “in”... Bir özür de ben dileyeyim!
Kusura bakma sevgili müdürüm Tayfun Bayındır.
Arda Milli Takım formasıyla, Milli Takım uçağında Bilal Meşe’ye
saldırınca “artık Arda’nın adını bile görmek istemiyorum
sayfalarımızda” demiştin ya...
Duruşunun altına insani açıdan imzamı atıp yürekten kutlarken, mesleki bakımdan “hata mı acaba” diye sorgulamıştım kafamda.
Ya Arda’yı birileri kulağından tutup sahaya döndürür, futbolu
yeniden ışıldarsa... Tekrar Milli Takıma dönerse, spor sayfası
olarak elimiz zayıflamaz mıydı?
Galatasaray’ı “tenzih ederim”... Barcelona geçmişli bir futbolcuydu
sonuçta.
Özür dilerim. Sen haklıymışsın Tayfun kardeşim.
İnsanı boşuna müdür yapmıyorlar. Buna “öngörü” diyorlar.
Arda hâlâ haber oluyor ama o günden itibaren Arda haberlerinin
ancak gazetelerin 3. sayfasında yer bulacağını öngörmüş Tayfun
Bayındır.
Ben yine de yazmak istiyorum fakat son Arda vakasında elim kolum
bağlı!
Cinsellik var, aldatma var, okkalı kafa var, kırık burun var, silah
var, mermi var; futbolun “F”si yok.
İyi ki de yok, topa giremiyorum...
Valla bize de sıkar.
Pervasız, çünkü adam Layüsel (hukuken sorumsuz, sorulamaz)...
Sahada bitti popülerliğini sürdürmek için modaya uyuyor...
Özür dilemek “in” ya... Takmış beline makinayı Arda, önce karısına
asılıp sonra burnunu kırdığı adamın façasını zor bela toparlayan
hastaneye gitmiş, bir iki tane sıkıp silahı denedikten sonra
mağdura toka etmiş ve “öldür beni” demiş!
“Hata ettim”.
Kurtlar vadisi bölüm sekiz, plan üç...
Hürmetler toplu/tüfekli delikanlı abimize...
Vah bizim memleketimize.
Geçelim Fenerbahçe eşrafından Volkan Bey’in “zarif”
özürüne...
“Bey” diyorsak saygıdan; aslında “külhan”dır kendisi, “kostak”
sınıfında yer alır.
Nitekim, özründe bile ortaya koydu som yüreği:
Ancak, Rahmetli Refi’ Cevat Ulunay’ın eski İstanbul kabadayılarını
anlattığı “Sayılı Fırtınalar” kitabından fırlayan bir kahraman,
özür dilerken bu kadar kuyruğu dik tutar.
Bir kere Başkan Ali Koç’u ofsayta düşürmek pahasına suçu kabul
etmiyor. Muhtemelen saygı kurallarını bilmiyor, ya da saygısızlığı
suç saymıyor.
Hani “yaptın” diyen Başkan olmasa, “git işine” diye başlayıp ağzını
bozacak yine.
Sonra “madem ki ısrar ediyorsunuz, kırmayayım bari” diye
alicenaplık ediyor ve “özürümü dilerim” diyor; iyi mi?
Eskiden tophane ağzı denirdi bu jargona...
“İcabında özürümü de dilerim yani” diye başlar, tehditle falan
biterdi.
Artık yıldız futbolcu dili!
Ağır geliyorsa dileme kardeşim. Ortada terbiye sınırlarını falan
aşmak yoksa, hiç dileme.
Hele yarım ağızla asla...
Özrün, kabahatinle yarışıyor sonuçta.
Ali Koç Başkan’ın yanında durmak bu mudur?
Neredeyse yalanlayıp, ardından çeyrek özür dileyerek Başkan’ı
“aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık” durumuna düşürdüğünün
farkında değil misin?
Ali Bey gereğini yapmış ama açmış kapıyı ki, giresin... Sen eşikte
durmuş, tartışmaya niyetlisin!
Bu özürle affetse olmaz, affetmese olmaz Ali Koç.
İşin yoksa, işi gücü bırak Volkan’ı iş edin, uğraş şimdi.
Yahu ne nesilmişsiniz; bir taneniz bile problemsiz gitmeyecek
mi?
Şimdi “in” olan “özür dilemek” var ya...
İşte o “in”, Metin Oktayların, Mehmetcik Basrilerin devrinde “özür
dilenecek iş” yapmamaktı.
Futbolumuz biraz daha “geliştiğinde” belli ki, “özür bile
dilememek” in olacak.
Bırakın bu işleri... Hadi herkes “in”ine…